Ara
  • YEŞİM GÜNAY

Çiş, Eroin ve Pudra Şekeri




Birden bir havuz problemi çıkardı. Ki öyle böyle değildi sorusu. Bir tek beyler beyi onun sorusundan muaftı. Hükümet dışında hiçbir şeyle ilgilenmezdi. Zaten o da bu soruyu, beyler beyini sakinleştirmek için hazırlamıştı. İkisinin dışında kalanlar, bizler, bu durumun farkındaydık.


Bilmem kaç metre küplük bir havuz. İki kenarından akan farklı musluklarla dolduruluyormuş. Birinin vanasının dörtte biri. Diğerinin beşte üçü açıkmış. Sorusunu daha da karmaşık yapmak için havuz giderlerinden üç tanesinin dipten açık olduğunu da ekledi. Bu eklemeleri spontane yapıyordu. Havuz iki muslukla dolarken, üç gider açıkmış. Havuzun dibinde kaç gider varmış, sorusu buydu. Havuza giren miktarı değil, dibindeki gider sayısını soruyordu. Yani bu kadar abuktu konuyu değiştirme şekli. Sık sık toplanır sohbet ederdik. Nadiren havuz başında. Kısmen masada. Arada asansörde. Kim iktidarın siyasi görüşünü eleştiren bir espri patlatsa, birimiz cengâver kesilir aba altından sopa gösterirdi. Yine böyle bir şey olmuştu.


Yirmi daireli bir apartman. Bu apartmanın yorgun sakinleriydik. Emekli olanlarla, emekliliğe yakınlaşanların toplandığı bu apartmanda yaşayanların para gücü birbirine yakındı. Birkaç daire dışında birbirimizin otuz senelik geçmişine de vakıftık. İçimizden dizi protezli bir kişiyi. Safra kesesi. Apandisti. Tiroidi alınan en az yedi kişiyi sayacak kadar komşularımı tadırdım. Neredeyse erkek mevcudiyetinin tüme yakını kalp damar ilacı kullanıyordu. Bu kadarcık bilgiden, yaşları birbirine yakın yirmi daire sakininden bahsettiğimi anlamışsınızdır. Bir ayağımız çukurda, kör topal yaşıyorduk. Otuz senenin sonunda, bir havuz problemiyle, hangi dairenin kime oy verdiğini saptadım. Meğerse üç kişi dışında tamamımız oyunu iktidar partisine vermiş. Bu yüzdenmiş, espri içerse de siyasi paylaşımlarda birbirimize tahammül etmememiz.


Bir bilgi daha vereyim, bu apartmanın eşrafı, kendilerini Faraza Kraliyet Ailesi’nin bir mensubu yerine koyardı. En üst katta oturan beyler beyi, bu krallığın hükümdarıydı. Beyefendi iyi bir aile reisiydi. Ağzından çıkanlar Faraza Apartmanı’nın kurallarıydı. O tek tük açsa da ağzını, komşuları monarşiden bir başkanlık kapma telaşındaydı. Onun duruşuna baş sallardılar. Ben de zamanla, onlara benzedim. Yerine göre bir kör. Bazen bir sağır. İşine gelmeyen konularda bir dilsiz. Beyler beyinin gerçek bir hükümet görevlisi olması karşısında şekilden şekle giriyordum. En cesurumuz bir emekli komutanımızla bir maliyecimizdi. İkisi de vur kaç şeklinde laf sokuyorlardı.


Sorunun yöneltildiği o gün, hükümetin başını ağrıtan büyük bir olayın sabahına uyanmıştık. Bir yasaklı madde söz konusuydu. Bir ağızdan, “Pudra şekeri,” dedi Faraza Apartmanı’nın sakinleri. Maliyeci pudra şekerinin parasal değerini. Eski komutan uçağın şimdiki sahibinin vukuatlarını anlatırken, “Ülke bayrağını taşıyan bir uçak söz konusuysa,” dedi. Demesiyle, buz gibi bir hava esti. Konu edilen pudra şekeri katılaştı. Bu katılığı eritmek lazımdı. Havuz problemi işte böyle belirdi. Bir sabah vakti. Beyler beyinin alt başkanlarından teki. Otuz senelik apartmanın havuz suyu bulanıkmış. Eskiden daha temizmiş. Atıp tuttu. Su daha da bulandı.


Bu apartmana taşındığımızda çocuklarımızın havuz suyuna idrar katma yaşı çoktan geçmişti. Bugün, o çocuklar kocaman adam. İçlerinden evlenenler çoğunlukta. Çocukları günlerce. Bazen de haftalarca sitemizin havuzuna misafir. Torunlar, gelinler, damatlar. Aman dünürler darılır. Cümbür cemaat cumburlop havuza atlardı. Havuzda duş vardı. Şezlong vardı. Herkes yanında iyi kötü yiyecek taşırdı. Su matarası olmayan çocuk, termosunda çayını, kahvesini taşımayan aile bizden değil mantığıyla yarışan en az iki düzine aile. Alt alta, üst üste, havuzda yüzerlerdi.


Değil bu havuzda, bir kere bile bir havuzda yüzmedim. Bizim çocuğumuz olmadı. Merakınızı gidermek adına gereksiz bir bilgi de vereyim: Eskinin şartlarında tüp bebek de denk gelmedi sevgili karımı hamile bırakmaya. Çevremizdeki arkadaşların çocuklarını kendi çocuğumuzmuşçasına sahiplendik. Ama hiçbirinin bezini değiştirmedim. Biraz büyüdüklerinde çişe tutmadım. Çocuk idrarından anlamam. Kendi idrarımdan sorumluyum. Artık tutmakta da zorlanıyordum. Havuzdakiler en az bir kere salsa…










Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Ay Tutulması