Ara
  • CEMRE BULUT

Öyküde yerini ve sesini bulmuş bir imza: Zeynep Gülçin



Zeynep Gülçin’in ilk öykü kitabı Yağmur Fena, Burda Kal okuruyla buluştu. Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından yayınlanan kitapta on dokuz öykü bulunuyor. Elbette Zeynep Gülçin’in edebiyat dünyasına ilk adımı bu değil, çeşitli dergilerdeki öyküleri ve Öykü Gazetesi’ndeki çalışmalarıyla güçlü kalemine aşinalığımız var. Eserinde gördüğümüz kişiler, mekanlar herkese tanıdık gelecektir. Gerçekten tanıdığımızdan değil bizden oldukları için, bazen kabul edemediğimiz kötülüklerle dolu, bazen yüreğimizi ısıtan iyiliklerle örülü biz. Kitabın arka kapak yazısında bu ipuçlarını görmek mümkün; Çiçek Pasajı ile Balık Pazarı’nı birleştiren sokağın içinden geçen öyküler: “Dünyanın en renkli ve işlek caddelerinden birine ve bu kadar merkezde olduğu halde o kadar “kenarda” bir arka sokağa çıkıyor yolun iki ucu. Dumanaltı, içki kokan, kalabalık, bağır çağır, gözüyaşlı, cıvıltılı, kahkahalar atan, kan akıtan, can acıtan ve tebessüm ettiren.”

Yaşamın Kıyısındaki İnsanlar

Okullarda ezberletilen temel bilgilerden biridir; insan toplum içinde yaşayan bir varlıktır. Yaşadığının farkında olup olmaması peki; basit gibi görünen bu cümleyi açıklamak için bile kaç uzmanlık alanına başvurmak gerekir kim bilir. Sadece nefes alıp toplumun kurallarına uymak yaşamaksa dünyada mutsuz insan olmamalı belki de. Çocuklar, kadınlar öldürülmemeli, savaşlar olmamalı... Zeynep Gülçin’in öykülerindeki insanlar sınırda, yaşamın sınırında; sadece nefes almakla yetinmek istemeyen öykü kişileri o kadar sahici ki dün sabah minibüste karşılaştınız belki de biriyle. “Günah” adlı öyküsünde Sinan bir gece karar veriyor kurtulmaya, nefes almak yetmez diyor: “Yine böyle yağmurun hiç dinmeyecek gibi yağdığı bir gece kendimi resme kaptırmıştım. Hatice Abla sobayı söndürmüş; babam babaannemin bardak içinde lavaboda bıraktığı dişlere söylenmiş ve evin ışıkları kapanmıştı. Kalemim sayfanın üzerinde akıp giderken, odamın kapısı gürültüyle açıldı. Suçüstü yakalanmışım gibi donakaldım. Babam suratıma okkalı bir tokat atacakken elini havada yakaladım.” Öyküdeki kişilerin okurda bıraktığı, acıdan özgürlüğe giden duygularla örülmüş yaşamdan bir an, güçlü bir ders; umudu saklı tutan bir öyküde mücadelenin getirdiği katarsisi yaşamanız mümkün. Eserdeki diğer öykülerde de yaşamın doğal akışında gelişen sonlar, zorlayıcı duygular sıcak bir üslupla anlatılmış; sizi ve umudunuzu bir yerden yakalıyor ve içinizi rahatlatıyor.


“Bulut Geçti, Gözyaşları Kaldı Çimende”

Eserdeki öykülerin dünyayı bakışı o kadar geniş ki örneğin “Horoz Şekeri” başlıklı öyküde bunu fark etmek zor değil. Öykülerin genelinde en başarılı yanlardan biri öykü kişilerinin duygularının yansıtılması; kişilerin tedirginliği, korkusu, sevinci... Elbette bu, tüm öykü unsurlarının gücünü artırıyor. “Bir Gece”deki erkeklerin ağzından çıkan kelimeler, üslupları damarlarınızda sizi ateşler içinde bırakan bir iltihap gibi var ediyor kendini; insanın içini sızlatan, aynı zamanda öfkelendiren iç çekişler. “Hesaplaşma”daki kadının çaresizliği, öykü boyunca kesik ve tekrarlı cümlelerle verilen iç sıkıntısı... Zeynep Gülçin’in Yağmur Fena, Burada Kal adlı öykü kitabı yaşamın tadını almanız için bir fırsat. Kimisinde acı kimisinde tatlı, bazen buruk; hayat gibi yelpazesi çok geniş ve dünyada tek başınıza olmadığınızı gösterecek öyküler okumak size çok iyi gelecektir.


Zeynep Gülçin

Yağmur Fena, Burada Kal

Öykü, 112 s.

Kırmızı Kedi Yayınevi, 2020

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör