Ara
  • GÜLÇİN GÖKTAY

Ali Tatlı'dan Bir İlk Roman: Aşk Faciası


Aşk, bazen cennet kapılarının anahtarı, bazen de cehenneme kesilmiş bir bilet olabilir mi?

Kuşkusuz. Özellikle ülkemizde... Aşk ile facia sözcükleri hiç de birbirine uzak değildir bu coğrafyada. Üzerinde lanetler gezinen, bilindiği, sezildiği halde önlenemeyen sonuçlara gebe nice ürpertici, dehşet verici hikâyeler, aşk eylemi etrafında örülür. Bundan dolayı da, ünlü sanatçı-yazar Zülfü Livaneli’nin sözlerindeki gibi, “Aşk, bir uçurum kıyısında gözü bağlı yürümektir.”

Uzun yıllar polis muhabirliği yapmış olan yazar Ali Tatlı’nın ilk romanı “Aşk Faciası” da önce bunları düşündürüyor insana ama ilk sayfalarda kapıldığımız bu kalıplaşmış düşünceler kitap ilerledikçe değişecek mi? Önyargılarımız kırılacak mı?

Kitap, daha girişindeki, “Yemin ederim ki onun sesiydi. Telefonda duyduğum sesin, üç yıl önce intihar eden sevgilime ait olduğundan hiç kuşkum yoktu,” cümleleri ile içine alıyor okuru. Üç yıl önce öldürüp gömdüğü aşk, romanın kahramanı Cem'i Ayasofya'nın sırları ile birlikte daha pek çok gizler taşıyan el yazması şifreli kitabın peşinden sürüklüyor. Rus sevgilisi Maya'nın dedesine ait olan kitap, sırları ile birlikte sadece Cem'i değil KGB ajanlarını, Türk istihbaratçıları, emniyet güçlerini ve yasadışı örgütleri de peşinden koşturuyor.

Kitabın nerede olduğu, Matruşka gibi iç içe geçen şifreli sayfalarda Türkiye'ye ait hangi sırların barındığı ve herkes için neden bu kadar önem taşıdığını öğrenmek için sayfalar sabırsızlıkla çevrilirken, İstanbul-İzmir-Ankara üçgeninde ortalık kana bulanıyor. Roman boyunca Maya’yı bir kaybedip bir bulan Cem bir yandan sevgilisine ulaşmaya, bir yandan onun kutsal saydığı el yazması kitabın gizemini çözmeye çalışırken tek başına karşıt güçlerle mücadele ediyor.

Bu arada uçakta tanıştığı İranlı medyum-hipnozcu-tarihi eser kaçakçısı Esma’nın hikâyesi de işe karışıyor. Cem’den, onun için çok önemli birini bulmasını istiyor Esma. Ebu’l Emin adını taşıyan bu kişiyle ilgili bilinen tek şey, cuma namazlarını Ankara’da Hacı Bayram Veli Camii’nde kıldığı… Bu bilgiyle Ankara’ya gelen Cem’i burada da farklı bir sürpriz bekliyor ki, bu da, yazarın okura gönderdiği mistik bir mesaj belki de. Ne yazık ki Esma’nın kaderi, bu bilgiye ulaşamadan, coğrafyasındaki kadınlarınkine karışıyor.

Aşkı uğruna uçurumun kıyısında dolaşan Cem, her faciadan ustalığı ve tecrübesi ile kıl payı kurtuluyor, ancak ustaca kurgulanmış kitabın arka kapağında da yazdığı gibi:

Aşk ile var olan kainat, adına kıyamet dedikleri bir facia ile son bulmayacak mı?

Elbette ki her aşk bir faciaya gebedir.




Son Paylaşımlar

Hepsini Gör