Ara
  • AYNUR TURAN

Batıl


Sorgulanmam bittikten sonra beni karakoldaki başka bir odaya alıp beklememi söylediler. Ne kadar da büyütmüşlerdi olayı. Ne gerek vardı bütün bunlara? Olanları açıkladığım, hiçbir kötü niyetimin olmadığını tekrar tekrar söylediğim halde polis çağırmışlardı. Geçici görevle de gelmiş olsam aylardır şirketin personeli sayılırdım; az çok tanımışlardı beni. Zaten güvenilmeyecek biri olsam o kadar tahkikattan anlaşılmaz mıydı? Hep o sekreterin densizliği. Kendisi de bir anne; anlayış gösterebilir, işin bu kadar büyümesini önleyebilirdi.

Olasılıkları çok iyi hesaplayamamışım demek ki. Çok gergindim tabii. Girişteki güvenlik de bir şeyler sezmiş gibi gözlerini üzerime dikince daha bir panikledim; sevimsiz kuşkulu bakışlarıyla asansöre kadar takip edildiğim hissi cesaretimi neredeyse kaybettirmişti. O görkemli binanın bilmem kaçıncı katında asansörden inerken Arslan Bey’le karşılaşmamış olsaydım vazgeçmiştim belki de. Doğru zamanlama olduğuna dair bir işaret gibi gelmişti bu rastlaşma bana. Hatta sıcak bir gülümsemeyle verdiği selamı alırken planlarıma onay vermişçesine tekrar cesaretle dolmuştum.

Ne heybetli bir adamdı Arslan Bey. Öyle bir yerde o konumda çalışması değil miydi zaten beni delice düşüncelere sürükleyen? İnsan imreniyor tabii; evladı için bazı konumların ister istemez hayalini kuruyor. Nereden aklıma geldiyse, şirkete ayak bastığım ilk gün dürtmüştü şeytan. Normalde dalga geçip güldüğüm ‘Gelenek safsataları’ diyerek yapanları küçümsediğim şeyler… Aklıma düşmüştü bir kere. Onca eğitimime hakaret gibi bir davranış olacaktı ama madem bunca zaman saklamıştım, çöpe atacak değildim ya; kurda kuşa yem! Hem ne çıkardı sanki ne kaybederdim ki denesem? Gerçi işlerin yoğunluğu, o stresli hareketlilik, ilk günkü hevesimi alıp uzun süreliğine götürmüşse de, görev süremin son periyodunda yine kendini göstermişti. Öyle ki sık sık zihnimi, yakalanmayacağım varyasyonlar planlarken sobeliyordum. Ardından da büyük bir korku kaplıyordu içimi. Kolay değildi tabii, şirketin en tepedeki yöneticisinin odasına gizlice girmek. Bir dargın bir barışık âşıklar gibi bu niyetimle bir süre çatışma yaşamadım da değil. Bu gelgitler öyle yorucu bir hal aldı, zihnimi öylesine meşgul etti ki, artık ‘Yap kurtul bari’ durumuna gelmiştim. Hem ne sanki niye ikilemde kalıyordum ki, hırsızlık yapacak değildim ya!

Hazır Arslan Bey de çıkmıştı, planımı uygulayabilirdim. Gayri ihtiyari çantamı elimle sıkı sıkıya kavramış içindeki küçücük poşeti de zihnimle kontrol etmiştim. Soğukkanlılığımı koruyarak göğsümden fırlayacakmış gibi çarpan kalbime aldırmadan, kararlı adımlarla neredeyse odasının kapısına kadar gelmiştim ki sekreterinin henüz çıkmadığını gördüm. Hazırlanıyor gibiydi. Bir süre oyalanmak için tuvalete gitmek iyi olacaktı. Gergin ve endişeli olduğumda hep sıkışırdım zaten.

Geri döndüğümde tahmin ettiğim gibi sekreter gitmişti. Zaten işim çok kısa sürecekti; hemen girip çıkacaktım. Önce sekreterin odasına, sonra da son bir cesaret toplayıp yakalanmamayı dileyen sessiz dualarla Arslan Bey’in odasına girdim. Huzursuz heyecanımı yatıştırmak için zihnimden gelen kaygılı iletileri duymazdan gelip ilk iş olarak kurumuş, sarımsı kahverengimsi eğri büğrü doku kalıntısını çantamdan çıkardım. Sonrasında yere çömelerek hemen işe koyuldum. Bir yandan hızlı olmaya gayret ediyor bir yandan da etrafa toprak saçmamaya özen gösteriyordum. Her şey yolunda gidiyordu aslında. Kazdığım yeri kapatmak üzereydim ki, aniden odanın kapısı açıldı ve sekreter içeri girdi. Neredeyse küçük bir ağaç boyutundaki difenbahya (Dieffenbachia) saksının önünde, eşilmiş toprağı da ellerimde, dizlerimin üzerinde buldu beni. Sonra feryat figan… Birden karıştı ortalık. Artık olanlar olmuştu.

Odaya alınmamın üzerinden kısa bir süre geçmişti ki kapı açıldı. Gülmekle ciddiyetini korumak arasında kalmış mimiklerini kontrol etmeye çalışan bir polis memuru girdi içeri. Toprağa bulanmış göbek bağını küçük bir poşet içinde elime uzatırken “Bir dahaki sefere bunu umumi bir yere gömerseniz hem sizin hem de çocuğunuz için daha hayırlı olacaktır hanımefendi. Neyse ki şikâyette bulunulmadı. Okumuşlar da böyle yaparsa artık!” dedi ve çıkıp gitti.

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör