Ara
  • AYNUR TURAN

Dirim


Ben canavar değilim! Olacağı varmış demek. Aklıma gelmedi de değil ama ne bileyim işte… Ha, ‘Önlemini alaydın keşke.’ diyen olursa… Almadım doğru. ‘Benim kızım da güzelce bir genç kız, ne olur azıcık ortalarda görünse.’ dediydim hani. Neticede evlenecek yaşa gelmiş mi, gelmiş. He valla, ben onun kadarken ağbeysi mememdeydi. Kimden ne eksiği var, boylu poslu, akça pakça bir kız. Akııl? Olduğu kadar. Allah ne verdiyse işte. Yetmez mi sanki! Hangi akıllının ne kadar işine yarıyor ki zaten akıl dediğin? Kullanmayı bilmek lâzım, kullanmayı! Aha ben! Var da ne değişiyor sanki? Evdeki öküz sırtımdan geçinip durur. Gailesiz akşamacek öyle yatıyor. Akıl öyle yarayışlı bir şey olsa çeker miyim ben onu? Kölesi gibi yaşar mıyım yıllardır? Hadi ben okumadım da böyle. Okuyamadım değil ha, bal gibi de okumadım. Kocaya varmayı matah bi şey sandım. Kurtuluş gördüm. Hoş okusam ne olacaktı o da ayrı ya… Okuyanını da gördük bakarsan. He valla. Çarşambaları temizliğe gittiğim Aysel Hanım misal. Okumuş işte ne! O da çekiyor bir öküzü. Benimkinin az daha kibarı, göreneklisi o kadar. Biraz da şatafatlı giyineni. Anam söylerdi sırası geldiğinde, “Sırtına altın semer vursan eşek yine eşektir.” derlermiş hani. Doğru valla. Okumaylan, akıllan değil yani. Okusan da iş gelip bizim gibi baş açık yalın ayak birini bulacak değil ya! Okusan ne, okumasan ne! Bizim kaderimizde öyle çalışıp kendini kurtarmak gibi süslü yazılar yazmaz zati. Evvelinden belliydi benim kaderim de yani. Öyle bir baba vardı ki bende… Çektiğimi ben bilirim. Koca da üstüne tuz biber işte. Anlatsam roman olur; dizi bile yaparlar ondan. Esme karısı da öyle der hep ya, onunki hikâye olur anca benimkinin yanında. Beni ben biliyom. E tabii. Yaş olmuş atmış. He valla fazlası var azı yok. Genç kız gibi ortalarda dolandığım, halâ iş güç peşinde olduğum hep mecburiyetten. Öyle elin kirini pasını temizlemek bizden geçti de, ne yapcan artık. Benim öküzden fayda mı var ki şöyle çekiliyim köşeme. Bizim viranede çekilincek bir köşe bulunur mu o da bilinmez ya hadi neyse. Başımızın üstünde bir çatı var en azından Allahıma bin şükür.

Benim kız hiç değilse benim gibi olmadı. Eksik akıllı olmak bi bakıma işine bile yaradı sayılır. Öyle sürünmicek onun bunun kapısında üç kuruş almak için. Ona çocuk da emanet edemezsin ki bakıcılık neyim yapsın. Kendi çocuk daha bakarsan. He valla. Yaşının aklı olmadı hiç onda. Öyle giyinsin süslensin, aynaya baksın akşamacek. Ayna yoksa cep telefonundan bakar kendine. Gün boyu elinde, dürtüp durur. Kime yazar, ne yazar bilmem. Ona yazanın aklına da şaşarım ya, neyse. Oyalanıyor işte garibim. O da olmasa belki kırar dökerdi ortalığı, bağırır çağırırdı. Bilinmez tabii… Arada serteldiği olur, hepten de uysal değil hani. Bakkal Zehra anlattıydı; öylesi de varmış. Zapt edemiyorlarmış hiç, kırıp geçirirmiş ortalığı. El bile kaldırırmış anasına babasına. Ben onun yalancısıyım, günahı boynuna. Sen şükret dediydi. Şükrediyom elhamdülillah.


Biz bunu okula da gönderdik. Aslına bakarsan okusa ne olcak ya? Mecbur. Devlet mecbur tutuyo. Yasa var. İşte öyle zorlan morlan bitirdi liseyi benim saf akıl. He valla, yemek bölümünü bitirdi hemde. Okullarda onun gibilere dersi kolayından veriyolar. Kaynaştırıyolar mıymış neymiş öbürleriyle. Faydası da olmadı değil ha. Mutfakta çalışmak da pek hoşuna gitti bunun. Koşarak giderdi okula; harçlığını kantinde harcamak, okulda yiyip içmek, arayıp da bulamadığı şey tabii. Kendi gibi bir iki de arkadaşı oldu. Değme keyfineydi yani… Sınavlarda da daha az soru soruyolar bunlara. Anladıkları kadarından olsa gerek. Veriyolar senin eline bi kâğıt, “Bunları bellet çocuğa.” diyolar. Evde beraber çalışınca olmıcak iş değil. Koskoca kitabı bellemek nere, böyle çalışmak nere? Geçecek tabii. O kadar da kıt akıllı değil benim kızım.


Kıt mıt, canı içinde ya bin şükür. Varsın olsun. Delikli boncuk yerde kalmazmış. Anam derdi. Arada da olsa böyle akıllı laflar ederdi rahmetli. Hiç sıkmadım benim kızı o yüzden. He valla hiç bunaltmadım. Giyindi, süslendi, gezdi, dolaştı. Zati evde bir işe yaramıyo, bi işin ucundan tuttuğu da yok; ona laf anlatana kadar bi dolu iş yapar şuraya atarsın. Bakkala, komşuya neyim hep onu yollardım. Hoş, ‘Hiç de iyi yapmamışım.’ demediğim gün yok hani. Ne bileyim. Kısmetini bulur sandımdı. Akıl işte! Sakınmadım da değil, sakındım elbet. Aldım karşıma, ‘Öyleyken öyle olur, böyleyken böyle olur.’ diye, hep anlattım. Anlattıklarımı da iyice bi bellettim. Anneyim sonuçta. Üvey değilim ya! İster miyim kullanılsın atılsın. Aaaah ah! Sandım ki yanaşan, oynaşan, alacak da olur. Güzelcene akça pakça bi genç kız neticede. Yuva kursun istedim. Aaaah ah! İçim yandı kavruldu tabii. Anayım ben ana, canavar değilim. Halâ da kavrulur yüreğim. Hiç sönmez ateşi, öyle kavrulur durur…


Kadınız tabii, aklımız yetmeyen de çoktur. Biraz da babası olcak sahip çıkaydı! Öyle mayalansın dursun evde. Babalık yaptı mı ki hiç! Zati kendinden bile bi haber, çocuklarını nasıl görcek? Anca bağırıp çağırsın o; tehdit, dayak… Küfürün de bini bir para. Hem varsa yoksa oğlu bizim adamın. Kız böyle olunca gözünde bi değeri yok elleem; ben evde olmayınca da iyice boşladı tabii. Kendi haline bırakacağını bildiğimden, kızı arada takip ederdim ben yokken ne yapıyor diye. O kadar da yalnız koymadım hani evladımı. Bi yere gönderip de peşine takıldığım çok olurdu. Uzaktan izlerdim. Olacağı varmış demek. Nerden bilcektim ki?


Yaşına göre iri benimki, boğazı yerinde maşallah, yediğini inkâr etmez. He valla öyle, bıngıl bıngıl işte. On sekizini bitirdi de, gören yirmiyi geçkin sanır. Ağzı sırıtmaktan açıktır hep ya, iki lafı zor eder. İhtiyaç kadar konuşur, kimseyle sohbet edecek kadar değil yani. Buna da bin şükür. Ellerde neler var. Hiç değilse eli ayağı tutar, gözü görür, kulağı duyar. Allah etmeye sakat makat olaydı napardım. Öldüm billah bakmak gerekti o zaman. Oğlan zayıf benim. Kız gibi değil. O da eksik akıl sayılır ya kızdan daha iyi. Benim vuran öküz sayesinde böyle oldular besbelli. Dayak yaptı bunları böyle. Ben öyle diyom da Allah bilir tabii; töbe hâşâ işine karışılmaz yaradanın.


Kızın ardına takıldığım bir gün görmüştüm ben bunları da, başıma geleceği göremedim. Aşağı mahalleden gösterişli biri vardı yanında. Benim kızın yanağından makas alıyordu. He valla. Koca adam dersin. Karşılıklı öyle birkaç söz edecek kadar durdulardı. Benim salak da adamın yüzüne gülüyodu saf saf. Adam nakliyeci, anasıyla oturur. Hasbelkader o kadarını bilirim. Evli mi bekâr mı bilmem. ‘Böylesi evlidir, çocuğu bile vardır.’ dediydim kendime ya, öyle çıkmadı. Sorup soruşturdum tabii. Anayım ben; izlemedim, sahip çıkmadım değil yani! Tanıdık bir iki mahallelinin ağzını aradım. Açık etmeden öğrendim; evliymiş de ayrılmış, çocuğu da olmamış. Kabahat adamdaymış dediler de gülüşüverdiler kadınlar. Benim kızı alırsa hani, çocuk derdi de olmazdı benim safın. Kızı olunca insan bunları düşünüyo elleem. Ne biliyim işte, aklıma birden öyle geliverdi o an. Erkeğin mezar kazsa ekmek girer boğazından. Evlenip barklancam dese, hiç bulamazsa benim kıt akıllı gibi birini bulur, baktırır kendine. Doğuştan şanslı onlar, ne hikmetse artık. Anam da derdi, ‘Oğlan olsun deli olsun, ekmek olsun kuru olsun.’ diye. O da pek severdi oğlanlarını. He valla. Benim öküz adam bile dize geldiydi oğlanın doğumundan sonra. Sopası eksildiydi bi zaman. Napcan işte, karı kısmının da böyle bi kaderi var.


Diceğim, kızın bi evi bi meşgalesi olsun istedimdi. Bi sahip çıkanı, başında bi kocası olsun istedim. “Sinek kadar kocan olsun, başında bulunsun.” diye boşuna mı demişler. Başımdan düşüncesi sırtımdan yükü gitsin istedim. Ak pak lekelenmeden yuvasını bulsun istedim. O ızbandut herif kızımı alır sandıydım. He valla, sırf o yüzden gördüğümü görmezden geldiydim. Aaaah ah! Ah ki ne ah! Bilemedim işte, bilemedim.


Başında bi kocası var şimdi. Var olmasına var da, onunki de başka bi öküz. Biraz da karta kaçmış. Ha, bi de duymuyor. Kaza geçirmiş, peşinden sağır olmuş. Karısı bırakıp gitmiş; geçinmeye gönlü yokmuş elleem. Ya da bakımından korkmuş. Bilinmez tabii. Amaaan neyse ne? Benimki de bundan iyisini bulacak değildi ya. He valla. Geçinip gidiyorlar işte. Geçinmeyip naapcaklar? Birbirlerini idare ediyorlar işte. Kız aç, açıkta kalmıyor, kocası da bakım hizmet görüyor. Artık benimkinin elinden ne gelirse…


Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Muz Cemaati