Ara
  • CEMRE BULUT

Ege’den esintiler: Tam Karşımda, Tam Ortada


Şiir başta olmak üzere farklı türlerde eserler veren Mehmet Mümtaz Tuzcu, bu defa öyküleriyle okurun karşısında. Alakarga Yayınları tarafından pandemi günlerinde okura sunulan Tam Karşımda, Tam Ortada adlı eser içindeki öykülerin kimi çok önce yazılmış, kimiyse yeni. Deneme ve Hugo’dan çevirileri de bulunan Tuzcu, Türk edebiyatı için önemi bilinen şiir ödüllerine de layık görülmüş: 1996’da Cemal Süreya, 2001’de Orhon Murat Arıburnu, 2018’de ise Melih Cevdet Anday. Şiirle dolu bir hayatı seçen sanatçı şiirlerinde karamsar bir atmosfer oluştururken öyküleri onlara nazaran daha aydınlık denebilir; argo kullanımı ise devam ediyor ve gerçekçi bir tat katıyor öykülere. Eser boyunca İzmir’den izlerle örülen öyküleri hayatın içinden kesitler olarak görmek mümkün, kimisi bir anlık, bir sayfalık kimisi daha uzun. Yazar öykülerini okura değil de başkasına anlatıyor ve okur da onlara kulak misafiri oluyormuş gibi bir his uyandırıyor. Yirmi iki öyküden oluşan eserde sözcük zenginliği ve şiirsel dil dikkat çekici. İlk öyküler şiir içinde yoğrulmuş ve bir öyküye dönüşmüş adeta. Sıradan insanların büyülü şiir atmosferi içinde varlığını hissetmek okura farklı bir tat sunuyor.


Şiir Gibi

Öykünün zemine sağlam basan tavrıyla şiirin hülyalı hali kısa cümlelerde birleşiyor. İkindi adlı öyküde örneğin bir kayıp, hayatın sıradanlığı ve sahiciliği içinde yüreğe ince ince dokunuyor: “Sonra bakıyorum: ağlayan annem. Elinde bir kâğıt var. Tuğrul Dayın… diyor, dayıcığının duruvermiş kalbi. Ah canım ağabeyciğim benim, güzel karde­şim… Anneannem… Bir iki gün gizlesek mi acaba? Ya teyzem, duydu mu o?” Bir çocuğun gözlerinde büyükanneler, komşular, eski zaman insanları yaşıyor. Acının; hayatın kabulü içinde nasıl doğal, sıradan olduğu da vuruyor insanın yüzüne. Öyküde “Bölük bölük insan gelir oysa bize her gün.” tekrarı öyküyü başlatan ve bitiren duyguya eşlik ediyor. Alyans adlı öykü balık tutma uğraşındaki öykü kişisinin kedilerle imtihanıyla başlıyor: “Üstüm başım batmıştı. Vapurun gelişini hesaplaya­mamıştım. Gene de kıvrak bir kedi balıklarıma doğ­ru hamle yapınca, sepetimin yanına koştum geriye.” Evlenmekle evlenmemek arasındaki düşler besliyor öyküyü, herkes kendinde olmayana istekli, herkesin en iyi bildiği kendinde olmayan; bir mahalle samimiyeti içinde diyalogların ağırlıkta olduğu öyküde lakaplarla varlığını öğrendiğimiz öykü kişileri var: Killing Selami, Ayı Süha, Cipsi Kürşat, Kürdan Nurten. Eserdeki öykülerin tamamına baktığımızda derinlemesine tanıdığımız kimseler yok, bir kamerayla etraftan alınan görüntüleri izler gibiyiz okur olarak. Sonrası okura kalmış pek çok öykü, hayalinizin gücü sizi nereye sürüklerse.


Tam Karşımda, Tam Ortada

Esere de adını veren öykü Tam Karşımda, Tam Ortada Türkiye’nin belki de dünyanın en büyük, en acı meselelerinden birine değiniyor. Kaçırılan bir kız çocuğu ve hayatın sıradan akışı: “Cinayet, aile işidir her zaman. Dayıları boğmuş­tur. Benim kızlarımı da avradın kardeşi boğdu. Ağır tacizden sonra mutlaka boğuyorlar.” Ne kadar acı olaylar duyarsak duyalım kendimize uzak olduğunu düşünür ya da olmasını dileriz; elimizden ancak bu gelir. Kimi zaman da kolayı seçeriz, mücadeleye katılacak gücümüz, itiraz edecek, durup düşünecek vaktimiz yoktur. Değişime de direnmektir aslında bu biraz, konfor alanından çıkmayı reddetmektir. Sadece sorup içimizi rahatlatmaya çalışırız: “Kaybolan kız bulunmuş mu, diye sordum. Soru­ma cevap vermedi. Benim kardeşim de muteber bir adam değil. Her taraf sapık kaynıyor. Şehirler, köy­ler… her taraf. Biz ilçedeydik o zaman. Ben her şeyi anlamıştım. Hâkim takipsizlik verdi. Şahit yok, delil yok.” Hayat şahitler, deliller arayıp bulamadığımız bir kara delik kimi zaman; romantik ifadelerle karanlığını sarstığımız, yumuşattığımız her şey bizim canımızı bir gün mutlaka yakacak.


Tam Karşımda, Tam Ortada

Mehmet Mümtaz Tuzcu

Öykü, 112 s.

Alakarga Sanat Yayınları, 2020.

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör