Ara
  • NEŞE AKSAKAL

Gültekin Emre’den can alıcı, küçürek öyküler


“Sek Sek” bir roman değil, olaylara değil de çağrışımlar üzerine kurulu bir anti roman da değil. Cortazar’ın sek sek oyununu uygulayarak oluşturduğu aynı adlı o ünlü romanı hiç değil. Burada sözünü ettiğimiz Sek Sek şair olarak tanıdığımız Berlin’de yaşayan Gültekin Emre’nin Alakarga Yayınları’nın Arslonga dizisinden çıkan bir öykü kitabı. İçinde kırk dokuz öykü bulunuyor. Kısa kısa yazılmış, genellikle bir iki paragraf olarak kaleme alınmış küçürek (minimal) öykü örnekleri olarak gösterilebilecek güzel, çarpıcı öykülerden oluşuyor.

Küçürek öyküyü öykünün bir alt dalı olarak ele alabiliriz. Bu türde örnekler veren yazarlardan aklımıza ilk gelen Ferit Edgü. Ardından Sevim Burak’ı, Vüs’at O. Bener’i, Necati Tosuner’i, Demir Özlü’yü, Hulki Aktunç’u sayabiliriz; ayrıca Murathan Mungan da bu türü denemiştir. Küçürek öykü yazarları arasına bu kitabıyla Gültekin Emre’yi de katabiliriz. Biz Gültekin Emre’yi asıl şiirleriyle tanıyoruz. Onun imgeli, yoğunluklu şiirlerinin gölgesi bu kez düzyazının üzerine düşüyor. Yapı gereği kısa olan bu küçürek öyküler, imgeler barındırıyor ve dili şiir diline çok yakın bir yerde duruyor. Çocukluğu yaşayamama, anne özlemi, yarık kalmışlık, ölüm, ayrılık, yaşlılık ve aşksızlık gibi konular çevresinde dönen öykülerin belli belirsiz öykü kişileri, içerde bu duyguları derinlemesine yaşarken, dışarda yaşamaya, günü devam ettirmeye çabalıyorlar.

Sami Paşazade Sezai, 1892’de yayımladığı Küçük Şeyler adlı kitabında küçük şeylerin de öyküsünün yazılabileceğini söyleyerek, modern öykünün kapısını aralamıştı. Bu küçük şeylerin anlatımı doğal olarak küçük öyküye doğru gidecekti. Bugünkü adıyla küçürek öyküye. Tabii ki küçürek öykünün yaygınlaşması ve etkinleşmesi için daha beklemek gerekti. 60’larda Batı’da minimalizm akım olarak yayılmış, Hemingway, gelmiş geçmiş en küçük öykü örneğini kaleme almıştı: “Satılık bebek papuçları, hiç kullanılmamış.” Bizde ise 70’lerden başlayarak 80’ler, 90’larda yaygınlaşacaktı küçürek öykü türü. 2020’li yıllarda hâlâ örnekleri verilmeye devam etmekte küçürek öykü türünün.

Gültekin Emre’nin söz konusu Sek Sek kitabından bir örnekle yazıyı bitirelim. Sonu okurun düş gücüne bırakılmış, çoğu zaman bir gerilim taşıyan, bir fotoğraf karesindeki gibi bir ana yoğunlaşmış, can alıcı öykülerinden biriyle:


Sek Sek

Yolun (yani yılın) sonu kış. Çiğdemlerle göz göze gelme daha sonra. Sarı beyaz bakışlar ürkek, ya kar yağarsa? Düşe aldanılır mı, aldanılır. Kış yaz olmaz, yazın ortasında da kış ne arasın. Oysa poyraz var kapı pencere gözetip duran, balkondan balkona zıplayan. Kadın mutfağa girmek için kalktı. Savaş haberleri, içi boş nutuklar öldürülen kadınların cenazeleri gazetelerde kaldı. Kızlar ne oynardı ilkokuldayken?

Kadın öyle bir iç çekti ki



Sek Sek

Gültekin Emre

Öykü, 50 s.

Alakarga Yayınları, 2020.

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör