Ara
  • NURİ AKSAKAL

Hasan Hüseyin’i anarken


Edebiyat sözlükleri, ansiklopediler Hasan Hüseyin Korkmazgil için bize şu bilgileri veriyor: 1927 Sivas-Gürün doğumlu. Ölümü, Ankara 26 Şubat. Yedi çocuklu yoksul bir ailenin çocuğudur. İlkokulu Gürün’de, ortaokulu Niğde’de, liseyi parasız yatılı olarak Adana’da okudu. 1950’de Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü’nü bitirdi. İlk görev yeri Kahramanmaraş -Göksun’da siyasal düşüncelerinden dolayı tutuklanarak yedi ay hapis cezasına çarptırıldı, kamu haklarından yoksun bırakıldı. Taşı toprağı altın denilen İstanbul’da da iş bulamadı. Gürün’de dava vekilliği, tabelacılık gibi işler yaptı. 1960’da Ankara’ya gelip Akis dergisinde düzeltmen olarak çalıştı. Bu dergi kapanınca Forum dergisini yönetti. Yazın dergilerinde şiir, gülmece öyküleri ve makaleleri yayımladı. Birçok gazetede düzeltmenlik görevini üstlendi. 1982’de emekli oldu. 1983’te hastalanıp, bir yıl komada kaldı. 26 Şubat 1984’te Ankara’da bu dünyadan ayrıldı.

Kızılırmak adlı kitabı 142. Maddeye aykırı bulununca yargılandı. Ağır ceza mahkemesinde aklandı. Yapıtları şunlardır: Kavel (1964, Yeditepe Şiir Armağanı), Temmuz Bildirisi (1965), Kızılırmak (1966), Kızılkuğu (1970, TRT Şiir Kitapları Başarı Ödülü), Ağlasun Ay Şafağı (1972), Oğlak (1972), Acıyı Bal Eyledik (1973), Kelepçemin Karasında Bir Ak Güvercin (1974), Koçero Vatan Şairi (1976), Haziran’da Ölmek Zor (1977), Filizkıran Fırtınası (1981), Acılara Tutunmak (1981), Işıklarla Oynamayın (1982), Kandan Kına Yakılmaz (1985, Haz. Azime Korkmazgil), Tohumlar Tuz İçinde (1988, Haz. Azime Korkmazgil) Kitaplarının yeni basımları Bilgi Yayınevi tarafından yapılmaktadır. Gülmece öyküleri: Öhhöö (1964), Madein Türkey (1970), Bıyıklar Konuşuyor (1981).

Hasan Hüseyin’i anmaya çalışmak sanırım biz orta yaşlıların bir isteği ama yukarıdaki bilgileri göz önüne getirirsek bir dönem için oldukça bereketli, iyi ürünler veren oldukça popüler bir şairle karşı karşıya olduğumuzu anlıyoruz.

Biz orta yaşlıların isteği dedim çünkü Hasan Hüseyin’in çağdaşı olmak demek acı anıların da çağdaşı olmak demektir. Kucağımızda kurşunlanıp öldü çoğu arkadaşımız. Şimdi eğer yaşıyorsak ve yaşamak için ayaklarımızı sürüyorsak bütün bunların çağdaşı olduğumuzdandır. Üstelik ölen, vurulan, işkence gören, hapishanelerde yatan arkadaşlarımızın anılarının hâlâ bizde yaşıyor olması anlamına geliyor. Bu da bizim için insancıl bir duygu ve davranış olur.

Tatlı anıların çağdaşı olmak demek aynı zamanda bu, bir şeyler değiştirmek, kendimizi, toplumu, insanlığı değiştirmek, daha yaşanılır bir dünya için savaş vermek, bu umutla yaşamak demektir. Çevremizdeki insanlarla gerçek dostluklar, çıkarsız arkadaşlıklar, ortak bir yaşam için savaşmak, tertemiz anıların aydınlık bir penceresi olacaktır.

Şimdi onu anmak, yeniden anımsamak, yalnızca onun şiirinin özelliklerini söylemek midir acaba? Yoksa içimizde yanan hüzünlü bir ateşin, alevin bir yansıması mı diye sormayı artık gereksiz sanıyorum. Hasan Hüseyin Ankara’nın sokaklarında, dalgalı saçlarıyla Ulus’tan Kızılay’a yürüdü. Gazete ve dergilerde sanat sayfaları yönetti. Arkadaşlarıyla güzel günlere doğru kadeh kaldırdı. Hasan Hüseyin sosyalist bir şairdi. Daha güzel bir dünyada yaşamak için uğraştı.


Son Paylaşımlar

Hepsini Gör