Ara
  • NİLGÜN ÇELİK

Karakteriyle dost Ayça Erkol


2017 yılında, ilk öykü kitabı Hiç Aklımda Yokken’le Ankara Üniversitesi’nden aldığı ödül, ardından kısa sürede gelen Sonra Sincaplar Geldi ve Bir Kış Gecesi Misafiri adlı öykü kitapları Erkol’u duyulur ve merak edilir bir yazar haline getirdi. Ankara Üniversitesi’nden aldığı ödülün gerekçesi şöyle: “… bireyin iç dünyasına dönmesi; gözlem gücü son derece yüksek bu anlatıcının isabetli gözlemleriyle toplumdaki ‘tipleri’ son derece başarılı bir şekilde saptayıp teşhir ederken, kendi içindeki farklı olma arzusuyla bir türlü farklı olamamanın yarattığı bunalımı, başkalarının içini okuyarak başarılı bir biçimde kaleme alması…” Ben bu tanımlamaya Erkol’un karakter yaratma, dil, üslup başarısını da eklemek isterim. Öyküler basit bir anlatı ya da senaryo tadında değil, yaşamın değişik çağrışımlarıyla daha dikkat çekici hale getirilmiş. Üslup olarak Ayça Erkol, anlatmak istediğini gösterip susanlardan. Kurgu öyle güçlü ki, neredeyse şiddeti onaylayacak sandığımızda yazar, kenara çekilip okurla kahramanı burun buruna getiriyor. Böylece sonuca, yazar değil, vicdanıyla okur karar veriyor. Dramatize etmeden acıyı hissettiriyor. Özellikle öykü yazarlarında aradığım ve hatta benim de yazın hayatımda başarmak istediğim tam da budur. Duyguları dörtnala önden koşturmadan o duyguyu okura geçirebilmek. Ayça Erkol, hepsi bir yana, bunun için bile incelenmeye değer.


Erkol’un karakterlerine mesafe ile yaklaştığı söylenemez. Yazarın kendi ifadesidir: “Karakterlerimle dost olurum.” Genç bir yazardan usta bir cümledir bu, dost olmak. Erkol’un başarısının bir nedeninin de bu ince detayda olduğunu düşünüyorum. Karşıt değil, yarattım diye hükümdar değil, dost. Karakterinin derinliğini böyle yakalıyor. Öyleyse okura bu geçmez mi? Bence yazmaya gönül verenler için büyük bir ipucu.


Erkol’un öykülerini diğer öykülerden ayıran önemli bir özellik de dişil eril meselesi. Panellerde tartışılan konuya noktayı koymuş Ayça Erkol. Hiç kimseyi ötekileştirmeden yazar isterse istediği dilde, istediği gözle yazabilir, demiş. Selçuk Baran’ın uzun yıllar erkek yazar sanılarak okunmuş olduğu geliyor aklıma. Değişen nedir? Baran’ın öyküleri yine sevilmedi mi? Erkol da aralara serpiştirdiği öykülerinde başka gözle ve hisle son derece başarılı, son derece güçlü, yazarın sözcüklerini sakınarak kahramanın bakışıyla öyküler yazmış. Yazın hayatının cinsiyetsizliğine işaret eder gibi.


Kitaba adını veren öyküyse benim için tam bir disiplin, sıkı çalışma ve birikimin eseri. Bir Kış Gecesi Misafiri öykü içinde öykülerden oluşan uzun bir öykü. Sonra Sincaplar Geldi adlı kitabındaki “Ali Dede Ölüyor” öyküsü gibi. Ben sevgili Ayça Erkol’un bu başarılı iki denemesini öyküden romana geçiş hazırlığı gibi hissettim.


Kim bilir bir sonraki kitap, bir roman olur. Ayça Erkol okurlarının “Nefis olur…” dediğini duyar gibiyim…


Bir Kış Gecesi Misafiri

Ayça Erkol

Öykü, 139 s.

Alakarga Yayınları, 2020.


Son Paylaşımlar

Hepsini Gör