Ara
  • ZEYNEP BİLGİN

Kedilerin bilgeliği ve insanların yalnızlığı



Bir kediyi sevmek bir insanın yaşamını ne kadar değiştirebilir? Evinde kedilerle yaşama ayrıcalığına sahip insanlar için çok kolay ve yanıtı çok açık bir soru bu. Bizlerin yaşamı kediden önce ve kediden sonra diye ayrılır. Peki, ya diğerleri? Yani evini bir kediyle paylaşma mutluluğundan uzak olanlar... Bir kedinin yaşamınıza girdiği andan itibaren getireceği mutluluktan, sakinlikten, bazen yorgunluktan ama kuşkusuz ve süregiden huzurdan habersiz olanlar… İşte, size örnek olabilecek bir roman; “Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın”.

Bir kedi sizi sevdiğinizden ayırabilir mi? Ya da bir kedi sizi yaşama ve diğer insanlara bağlayabilir mi? Bu soruların yanıtını yazımızın sonuna saklayalım…

“Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın”, Japon edebiyatının en önemli isimlerinden J. Tanizaki’nin hacmi küçük ama anlamı büyük bir kitabı. Jaguar Kitap tarafından yayımlanan eseri Sinan Ceylan Japonca’dan dilimize çevirmiş. Yalın dili ve akıcı anlatımıyla kolay okunan kitapta hiç farkında olmadan insan ruhunun derinliklerine iniveriyorsunuz. Sıradan bir günde geçen sıradan bir konuşmayı okuduğunuzu düşünürken bir bakıyorsunuz ki adamın ya da kadının kafasının içine girmişsiniz ve artık olaylara oradan bakıyorsunuz. Gündelik hayatın içinde, herhangi bir olayda bile, insanların karşısındakilerden aslında ne kadar çok şey sakladığını ve hemen herkese farklı bir yüz gösterdiğini fark ediyorsunuz. Kendinizi, ilişkilerinizi sorgular hale geliyorsunuz.


Tanizaki kimdir?

Peki, bizi bunca sorgulama içinde bırakıveren Tanizaki kimdir? Edebiyat öğrenimini maddi sorunlar nedeniyle yarım bırakmak zorunda kalan Tanizaki tüm eserlerinde kötücül güzellik, erotizm, sadizm ve mazoşizm gibi temaların etrafında gezinir. Gençlik yıllarında Oscar Wilde, Edgar Allan Poe, Marquis de Sade ve Fransız dekadanlarının etkisinde kalmıştır.

Tanizaki “büyük deprem”e dek, daha sonraları eleştireceği Batılı bir yaşam sürerek yazmaya devam eder. Kanto Depremi’nden sonra Tokyo’dan ayrılarak Osaka’ya yerleşen yazar, burada geleneksel Japon güzellik ideallerini araştırmaya yönelir. Bu durum onun yazarlık sanatında bir dönüm noktası olur. Batılılaşmayı sorgulamaya başlayan yazar Japon estetiğine ve kültürüne karşı hiç sönmeyecek bir ilgi geliştirmeye başlar. Yazarın “Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın” kitabında hem bu Japon kültürüne bağlılığı hem de başarıyla uyguladığı Batılı teknikleri bir arada görebiliyoruz.

Geçen yüzyılın en büyük yazarlarından kabul edilen Tanizaki, yaşamının sonuna kadar üretmeye devam eder. Son romanı “Çılgın Bir İhtiyarın Güncesi”(1962) yetmiş yedi yaşında felç geçiren Utsugi'nin vücudu çürürken birbirinden ilginç cinsel fantezilerini yazmaktan vazgeçmeyişinin trajikomik hikâyesidir. Yazar 1965 yılında Tokyo'nun güneybatısındaki Yugawara kentinde ölmüştür.


Melankolinin derin sularında…

“Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın” kitabında öne çıkan duygunun melankoli olduğunu söyleyebiliriz. İnce ve derinden bir melankoli… Doğrudan gözümüze sokulan hiçbir şey yok hikâyede ve bu durum kitabı daha da başarılı kılıyor.

Şozo, Şinako ve Fukuko arasında geçen bu hikâyede kuşkusuz en önemli rolü Lili isimli kedi oynuyor. Fukuko, bin bir numarayla karısından ayrılmasını sağladığı Şozo ile yeni hayatına başladığı günlerde Şinako’dan bir mektup alır. Şozo’nun zorla evden gönderdiği eski karısı Şinako, tek bir şey ister evin yeni ve genç hanımından; Lili’yi. Tam da bu noktada Lili’nin Şozo için vazgeçilmez olduğundan ve adamın bu kediyi çok sevdiğinden bahsetmeliyiz. Peki, bu “masum” istek bir adam ve iki kadının yaşamlarını nasıl değiştirecektir? Birlikte yaşadığı insanların hayatının merkezine kıvrılıp yatan Lili gidişata nasıl etki edecektir?

Bir kedi biten bir ilişkinin umudu olabilir mi? Ya da devam eden bir ilişkinin endişe kaynağı? Yazının başında da belirttiğimiz bir kediyle evini paylaşan şanslı insanlar çok iyi bilir ki kedi sevgisi dediğimizde sıradan bir şeyden söz etmiyoruzdur. Birlikte yaşadığımız kediler bizlerin pek çok şeyi anlamasına yardımcı olur. Evimizi, içimizi ısıtırlar; hayatın içindeki küçücük anların büyük anlamlarını gösterirler. Sadece uzanıp yatmanın, pencereden kuşları izlemenin ya da sevdiğimiz kişiye dokunmanın değerini hatırlatırlar. Tanizaki de Lili’nin insanlarla olan ilişkisinin ayrıntılarında karşılıklı sevgiden çok daha fazlasını anlatıyor.


Yalnızlığın türlü biçimleri…

Çok sevdiği kedisi Lili’den uzaklaşınca hayatı alt üst olan Şozo bir yanda, çok da hoşlanmadığı kedi Lili’nin yanına taşınmasıyla bambaşka bir insana dönüşen Şinako diğer yanda dururken kendine yeni bir yaşam kurma hevesiyle yola çıkan Fukuko da zorlu bir süreçten geçer. Tanizaki tüm bunları yumuşacık bir üslupla anlatır ve kitap boyunca küçücük ayrıntıların insanın ruhunda yarattığı dönüşümleri incelikle gösterir. İnsanların hissettiği yalnızlığın derinliğini ve türlü biçimlerini hiç sezdirmeden birer birer tanıtır.

Yazının başında iki soruyu yanıtsız bırakmıştık. Kitapta Lili ile beraber yaşamaya başladıktan sonra hayata bakışında pek çok şey değişen Şinako’yu anlatırken; “Kedilerin kendi bilgelikleri vardır,” diyor yazar. İlk sorunun yanıtını, bu kitabı da okuduktan sonra şöyle verebiliriz; kediler bizi sevdiğimizden ayırmaz, aksine bize sevginin başka boyutlarını gösterir, gerçekten neyi sevdiğimizi anlamamızı sağlar. Diğer soruya gelince, kuşkusuz kedileri sevmeye başlayınca diğer canlıları da daha çok severiz. Çünkü kedilerden öğrenebileceğimiz en önemli şey koşulsuz sevmektir.


Bir Kedi Bir Adam İki Kadın

Juniçiro Tanizaki

Çevirmen: Sinan Ceylan

Jaguar Kitap, 2017


Son Paylaşımlar

Hepsini Gör