Ara
  • ŞEBNEM BALEVİ

Müşteri Memnuniyeti


Öğlen servisini kapatır kapatmaz yoğun olacağını bildikleri akşama hazırlanmak için çalışmaya başlıyorlar. Tevfik, masaların her biriyle özel olarak ilgileniyor; en ufak bir leke varsa örtüyü değiştirtiyor, küçük vazolara konulmuş taze karanfilleri elleriyle tek tek düzeltiyor, sandalyelerin muntazam dizildiğinden emin oluyor. Genç garsonlardan biri masaların üzerine baharatla çeşnilenmiş zeytinyağı şişelerini dizerken, Tevfik servislerin düzgün bir şekilde yerleştirilmesi için diğer garsonları yönlendiriyor. En sonunda titizlikle masaları gözden geçiriyor ve hiçbir eksik göremediği için memnun oluyor.


Günün Cumartesi olmasının dışında Tevfik için bir önemi daha var; bugün bittiğinde garsonlukta yirmi yılını doldurmuş olacak. Çalışma arkadaşlarından kimsenin bunu bilmiyor olmasına üzülmüyor. İçten içe adeta kendi için yapılacak bir kutlamanın hazırlıklarıyla uğraşıyormuş gibi hissediyor. Meslekte geçirilen yirmi yılın, çok değerli bir tecrübenin kutlaması bu.


Tevfik, o gecenin ilk müşterilerini en güzel masalardan birine -cam kenarı ve ayak altı olmayan- oturtmaya özen gösteriyor. Önlerine birer menü koyduktan sonra, ne istediklerine karar verebilmeleri için onları rahat bırakıyor. Fakat masadan çok da uzaklaşmıyor. Arada, ondan öneri isteyecek olurlarsa hemen yanlarına gidebileceği kadar yakın bir mesafe bırakıyor.


Masadaki kadınlardan biri yüksek sesle, her kelimenin üzerine bastırarak menüyü diğerlerine okurken az önce o masaya özenle konulmuş zeytin tanelerinden birini atıyor ağzına. Bu iş masadakilerin tamamı kararını verene kadar devam ediyor ve o anda erkek olan eliyle Tevfik'e gel işareti yapıyor. Az pişmiş biftekle başlayan uzun bir sipariş listeleri var ve o gülümseyerek her birinin söylediklerini not alıyor.

Tevfik seri hareketlerle müşterilerin servislerini yaptıktan ve nezaketle eğilerek başka bir istekleri var mı diye sorduktan sonra, masadakilerin yüzlerinde bir memnuniyet ifadesi ya da en azından bir gülümseme yakalamak istiyor. Fakat oradakiler kendilerini o haftanın yorgunluğunu atmaya, lezzetli yiyecekleri ağızlarında ezerek, şarap kadehlerini üst üste devirmeye, birbirlerinin sözlerini kesip durarak önemsiz şeyler anlatmaya kaptırıverdiklerinden; Tevfik’in duyabildiği tek şey kendilerini bir an önce rahat bırakmasını istediklerini ifade eden sabırsız bir ‘hayır!’dan başkası olmuyor.

O dakikadan sonra öfkeye benzeyen bir duyguya kapılıyor ve masalarda oturanların, restoranda yarattıkları uğultuya kulak kabartıyor. Halbuki, böyle kalabalık akşamlarda kendini bir orkestra şefi gibi hisseder; mutfakta en özenli şekilde hazırlanan o iştah kabartan tabakların doğru servis edilmesini, boşalan kadehlerin anında doldurulmasını, başını masadan kaldırdığı anda bir isteği olduğu belli olan müşterinin yanında bitivermeyi nasıl da hızlı ve hatasız bir şekilde başardığıyla içten içe övünürdü.

Fakat o gece boyunca duyabildiği tek şey düzensiz bir çınlama, gereksiz kahkahalar, kulak tırmalayan metal sesleri ve iğrenç olduğunu düşündüğü ağız şapırdamaları. Tevfik o akşam, müşterilerin umursamaz tavırlarıyla her karşılaştığında yaptığı işe ilgisini daha çok yitiriyor. Tek isteği bir an önce oradan çıkabilmek olsa da servisi bitirmeden gidemeyeceğini biliyor.

Son bir gayretle; tüm dikkatini toplamaya çalışarak işe koyuluyor ama nafile. Dikkatsizliği ona akla hayale gelmeyecek hatalar yaptırıyor: Masaların servisleri karışıyor, boşalan kadehlerin doldurulması dakikalar alıyor, genç garsonlar onun dikkatsizliği yüzünden müşterilerle tartışıyor. Tevfik öylece; hissiz ve katı bir halde olanları izlemekle yetinirken, hoşnutsuz homurtuları gittikçe artan müşterilerle göz temasından olabildiğince kaçınıyor. Hatta bir ara hepsine arkasını dönerek, öylece bekliyor. Acemi bir garsonken dahi yapmadığı hataları sığdırıyor o geceye.

Artık tatlı ve kahve vakti. Diğer garsonlar masalardaki tabakları toplarken; onun müşterilere son bir istekleri olup olmadığını sorarak kahvelerini hazırlatması gerekiyor. Fakat Tevfik bir türlü yerinden kımıldayamıyor. Sadece masaları izliyor. Bir süre sonra müşterilerin bir kısmı gürültüyle konuşmaya devam ederken, bazı masalar sessizliğe bürünerek beklenti dolu bakışlarıyla onu izlemeye başlıyorlar. Tevfik, kendine sürekli olarak müşterilerle ilgilenmesi gerektiğini yineliyor. Gece boyunca olanlara rağmen müşteri memnuniyetini tekrar kazanabilir. Yapması gereken; teker teker isteklerini sormak ve doğru düzgün servis yapılmasını sağlamak.

Artık tüm masalar sessiz. Diğer garsonlar masaların arasında koşturarak onlarla alakadar olmak için çırpınsa da; müşteriler tek beklentilerinin onlarla Tevfik'in ilgilenmesi olduğunu açıkça belli ediyorlar. Oysa neden bir türlü yanlarına gelmediğini sorgulayan gözler, onu daha da hareketsizleştiriyor. Ayrıca bu umursamazlığına son vermesini bekleyenler için yapabileceği bir şey olmadığını bilmek onu üzüyor. Gittikçe uzayan bu anlarda; diğer garsonlar da dahil herkes sessizce bekliyor. Ta ki; sabırsız bir müşteri tekrar onu yanına çağırmayı deneyene ve Tevfik artık bunun hiçbir faydası olmadığını fark edene dek.

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Fil Hatun

Şehir ve Sis

Balık-çı