Ara
  • GÜLAY PAMUK

Müzikle sınanan beş öykü


Dünyanın en prestijli ödüllerinden biri olan Nobel Edebiyat Ödülü 2017 yılında Japon asıllı İngiliz yazar Kazuo Ishiguro’ya verildi. İsveç Akademisi, ödül gerekçesinde Ishiguro’yu büyük bir duygusal güce sahip romanlarında, dünyayla bir bağlantımız olduğu yanılsamasının altında yatan dipsiz uçurumu açığa çıkaran bir yazar olarak tanımladı. Beni Asla Bırakma adlı romanı yayımlandığı yıl Time tarafından İngilizce yazılmış en iyi 100 roman listesinde gösterildi. Son romanı Gömülü Dev yılın en büyük edebiyat olaylarından biri olarak kabul edildi. İlk öykü kitabı Noktürnler: Müziğe ve Günbatımına Dair Öyküler ise 2009’da YKY etiketiyle yayımlandı.

Noktürn’de müziği hayatının odak noktası yapan beş kahramanın öyküsü var. Bu yönüyle kitap hem öyküseverlere hem de müzikseverlere hitap ediyor. Bir yandan öykünüzü okurken diğer yandan öyküde bahsi geçen müziği dinleyebiliyorsunuz. Öykülerin ana teması müzik. Bu tema etrafından kahramanların duygu durumları veriliyor. Genelde hayatta başarısız olan kahramanlar kendi başarısızlıklarıyla yüzleşiyor. Bu durum umutsuzluk ve çoğu zamanda yarım kalmışlık hissiyle okuyucuyla buluşuyor. Öyküdeki kahramanlar yıldızı sönmüş bir sanatçı, şöhreti arayan ve sorgulayan müzisyenler, kafe müzisyenleri, çellistler ve müzikseverler.

Ishiguro’da müzik ve öykü dışında konunun ifade edilişi, anlatıcının duyguları anlatma biçimi de sizi etkileyecektir. Ishiguro, gösterişsiz ama açık yürekli kahramanlarını yine onların ağzından -kahraman anlatıcının bakış açısından- anlatılıyor.

İlk öyküde Aşk Şarkıcısı’nı temsil eden Tony Gardner, Amerikalı ünlü bir şarkıcıdır. Eşiyle balayını geçirdiği Venedik’e 27 yıl sonra gelişinin sebeplerinden biri de eşine romantik bir serenat yapmak istemesidir. Anlatıcının gitarist olduğunu anlayınca ondan bu iş için ondan yardım ister. Anlatıcı, aşk şarkıcısının -oyunu kurallarına göre oynamak uğruna- serenattan sonra eşinden ayrılacağını öğrenince hayal kırıklığı yaşar. “Benim neslimden olup hâlâ ortalarda olan diğer yıldızlara bir bak. Her biri tekrar tekrar evlenmişlerdir. Hepsinin kollarında genç eşleri vardır. Ben ve Lindy alay ettikleri gruptanız. Bunun yanı sıra, aklımın kaldığı genç biri var onun da benimle ilgilendiği apaçık. Lindy bu hesapları ta Meg’i dinlediği yıllardan beri bilir. Üzerinde çok konuştuk ve yollarımızı ayırmak konusunda anlaştık.” (s. 27)

Kitabın ilk öyküsünü okurken dinlemekten keyif alabileceğiniz müzik önerileri ise “Time I Get to Phoenix”, “I Fall in Love too Easily”, “One for my baby.”

İkinci öykü olarak karşımıza çıkan Come Rain or Come Shine 1964 yılında St. Louis Woman müzikali için bestelenmiş ünlü bir şarkının ismidir. Emily ve Ray üniversite yıllarından beri bu tarz Amerikan şarkıları dinleyen aynı müzik zevkine sahip iki yakın arkadaştırlar. Charlie ve Emily evlendikten sonra Ray onun gibi müzikle ilgili paylaşımda bulunduğu birine daha rastlayamamıştır. Yıllar sonra iki yakın arkadaşının Londra’daki evlerinde ziyaret eden Ray, Charlie ve Emily’nin evliliklerinin hiç ummadığı kadar kötü gittiğini fark eder. Üstelik Charlie ondan bir iyilik isteyecektir. “Biliyor musun Ray, başkaları sana bir yere kadar fikir verir. Bir noktadan sonra yaşamının iplerini eline almalısın.” (s.35)

Bu öyküyle birlikte “Come Rain or Come Shine” adlı şarkının yanında ve Sarah Vaughan’ın “Lover Man” ve “April in Paris” adlı eserleri dinlemek öykünün Amerikanvari havasına uyumu kolaylaştırabilir.

Üçüncü öyküye adını öykünün mekânı olan Malvern Hills veriyor. Malvern Hills’i özel yapan ise Edward Elgar adlı İngiliz bestecinin burada doğmuş olması ve buradaki tepelerin onun bestelerinde özel bir yerinin bulunması. Üniveristeyi bırakıp ünlü olmak için Londra’da hayallerinin peşine düşen genç gitarist Londra piyasasının sığlığından yakınarak Malvern Hills’e ablasının yanına gitmeye karar verir. Orada tanıştığı Tilo ve Sonja adlı müzisyen çiftle yaşadıkları ona kendi geleceğiyle ilgili ipuçları sunar. “Böyle konuşmamam lazım. Ben iyi bir örnek değilim. Ayrıca senin benden çok Tilo’ya benzediğini düşünüyorum. Hayal kırıklıkları yaşasan da yoluna aynen devam edersin sen. Onun dediği gibi, her zaman şanslıyım dersin.” (s. 86)

Esere ismini veren Noktürn romantik/duygulu anlatımı olan gece müziği anlamına geliyor. Hikâyede yetenekli olmasına rağmen görüntüsü nedeniyle şöhreti yakalayamayan anlatıcıyla doğru kişilerle yaşanan aşklar, doğru evlilikler, doğru boşanmalar sayesinde şöhreti bulan ve devam ettirmek isteyen Lindy Gardner’in estetik ameliyat olduktan sonra bandajlı yüzleriyle şöhret ve yetenek üzerine yaşadıkları karmaşa sunuluyor. Anlatıcı “Kapıların bana müziğimden başka bir nedenlerle açılmasını istemiyorum.” (s.100) düşüncesine sahipken yaşananları Lindy şöyle anlatır: “Gerçekten Tanrı tarafından kutsanmış, yetenekli birine rastladığımda, hep sana yaptığım gibi davranıyorum. Neden olduğunu bilmiyorum, galiba kıskançlıktan. Hani bazen kadınların tavrından anlarsın ya. Odaya güzel bir kadın girdiğinde nefretle gözlerini oymak isterler. Senin gibi birine rastladığımda ben de öyle hissediyorum işte. Özellikle de bu hâl hiç ummadığım bir anda beni hazırlıksız yakalarsa. Seni sıradan biri sanmıştım, oysa her şey bambaşka gelişti.” (s.108) Öyküyü “Back at Culver City”, “Nearness of You” adlı şarkılar eşliğinde de okuyabilirsiniz.

Çellistler kitabın son öyküsü. Hikâyenin anlatıcısı meydana bakan bir kafede müzik çalan bir grubun üyesidir. Hikâye yedi yıl önceki orkestra arkadaşını kafede görmesiyle başlar. Çello eğitimini önemli müzik akademilerinden ve değerli öğretmenlerden alan Tibor onu dinleyen Amerikalı bir kadının ilgisini çeker. Kadın sohbet esnasında ona doğru kişilere rastlamanın müzik hayatında dönüm noktası oluşturduğunu söyler. “Şu anda kozanın içinde olduğunu görüp biraz yardımla seni kelebeğe dönüştürecek olandan.” (s.131) Bunun üzerine başlayan müzik arkadaşlığı virtüöz olduğunu söyleyen Amerikalı kadının şaşırtıcı hikâyesiyle son bulur.


Kazuo Ishiguro

Noktürnler: Müziğe ve Günbatımına Dair Öyküler

Öykü, 152 s.

YKY, 2017

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör