Ara
  • SEMRİN ŞAHİN

Ötekileştirilen bireyin romanı: Mazarin Mavisi


Modern dünyanın içerisinde yaşamın gailesine düşen bazı insanlar, sanayileşme süreciyle birbirlerinden adım adım uzaklaşırken kendinden olmayanlara karşı acımasızlaşmaya başlar. Bu acımasızlıkla birlikte lezbiyen, gey, biseksüel, trans bireylerin (LGBT), cinsiyetçi ve homofobik iktidar erkleri tarafından yok etme mekanizmasının devreye sokulmasını ister. Kendinden olmayana yaşama şansı vermez bu tip insanlar. Ülkemizde bunun örneklerini yaşıyoruz ne yazık ki. İşte bu noktada bizim edebiyatımızda LGBT edebiyatı oluşturmanın ve bunun üzerine konuşmanın bir direniş olduğuna inanıyorum. Sanat, çağın tanığıdır her zaman. Bu yüzden de bir roman yazarı insandaki değişimi gözler önüne sererken insanın insana yaptığı bu kötülüğü cesurca anlatabilmesi kaleminin gücü kadar önemlidir bana kalırsa. Cem Kalender, son romanı Mazarin Mavisi’yle trans bir bireyin varoluş hikâyesini, içine düştüğü çıkmazları ve uğradığı acımasızlığı anlatıyor. Jale Parla, “Başkalaşım modernizmin dekadanstan devraldığı baskın bir motiftir,” der. Mazarin Mavisi de bir başkalaşım romanıdır. Trans bir bireyin çocukluğundan ölümüne kadar olan süreçteki değişimi ve özgürleşme çabasını anlatır.

Mazarin Mavisi birinci ve ikinci kitap olmak üzere iki ana bölümden oluşur. Roman, 1987’nin kışında Trans birey Handan’ın bir kulüpte şarkıcı olmak için görüşmeye gideceği gün başlar. Patronla yapacağı bu görüşme onun en büyük hayalini gerçekleştirmek için atacağı ilk adımdır. Ne yazık ki Beyoğlu’nun ara sokaklarından birinde polis baskınının ortasında kalır ve hiçbir suçu olmadığı halde gözaltına alınır. Handan hayallerine kavuşacağına inandığı bu randevuya gideceği yerde tüm geceyi hayatını olumsuz anlamda değiştirecek olan bir yerde, yani nezarethanede geçirir. Bütün umutları yerle bir olurken vesikalanır ve götürüldüğü Zührevi Hastalıklar Hastanesinde sifisile yakalandığını öğrenir. Ölüm korkusuyla mücadele ederken Metin’le tanışır. Metin’le dostlukları uzun yıllar sürecektir. Metin öykü yazan, edebiyat aşığı bir trans bireydir. Metin’in cinsel kimliğini fark edip onu kabullenmesinde en büyük yardımcısı edebiyat sevgisidir. Metin, ışığını öykü yazarak bulmuştur. Burada edebiyatın kişinin kendisini tanıma rolünden de söz edilebilir.

Mazarin Mavisi; Handan, Tuna ve Nurten karakterleri olmak üzere üç farklı bakış açısından ve üç ayrı zaman ekseninde ilerlemektedir. Yazar, Beyoğlu’nun arka sokaklarında yaşananlar üzerinden romanını inşa ederken trajik hayat hikâyeleriyle karşı karşıya bırakır okuru. Kalender, eril düzen içerisinde varoluş mücadelesi veren Tuna’nın içsel yolculuğunu ipekböceğinin kelebeğe dönüşme imgesi üzerinden okura sunarken toplumun baskıcı yanını da güçlü bir şekilde anlatmayı başarır. Roman boyunca Tuna’nın özgürleşme çabalarının Handan’ın var olma mücadelesine dönüşmesini okuruz. Bireysel ve toplumsal dayatmaların ekseninde yok oluşla karşı karşıya kalan hayatların, baskıcı eril unsurlarla yurdun dört bir köşesine saçılmasını, uygulanan şiddettin meşru gösterilmeye çalışılmasıyla daha da vahim duruma gelmesi ekseninde romanın geniş bir Türkiye panoraması çizdiğini söyleyebilirim. Kitabın başındaki “Gerçek bir hikâyeden…” notu yaşanılanların kurmaca yönünü biraz değiştirse de edebiyatın gücünü perçinliyor bana kalırsa. İnsan ve toplum ekseninde iki zıt kutbun iç içe geçerek birbirlerine verdikleri zararları romanın dokusu içerisinde hemen fark ediyoruz. Burada anlatıcının güçlü olması anlatımı sağlamlaştırıyor.

Roman, hem dilindeki akıcılık hem de olayların işlenişi açısından okurun ilgisi çeken bir yapıya sahip. Öte yandan toplumun ötekileştirdiği balamozlar, kostaklar, lubunyalara dair bir atmosfer içerisinde anlatılıyor olması da romanın dikkat çekici özelliklerinden. Romanın mekânlarından biri olan Abanoz Sokak’ın sakinleri farklı hayat tercihleriyle dışlanan bireylerden oluşmakta. Yaşadıkları dünyanın sert rüzgârlarında hayatta kalmaya çalışan bu insanlar romanın başkalaşım metaforuna uygun fırtına kuşlarıdır.

Romandaki Manolya, Afet, Metin, Ali Mestan, Fatma Kadın, Aysever, Ferhan, Cansu ve diğerleri baskı altında olan bireylerin psikolojisini yansıtan tiplerdir. Ali Mestan’ın üç kız çocuğundan sonra doğan oğlu Tuna’nın farklı olduğunun farkına varıp içine kapanması, oğlundan uzaklaşıp içine düştüğü derin mutsuzluk ve oğlunu bir kumpanyayla gönderip ondan vazgeçmesi anlatılırken okur ister istemez babanın davranışını sorguluyor ve onun yaşadığı hesaplaşmaya tanık ediyor. Bununla birlikte diğer kişilerin Tuna kadar şanslı olmadıklarını da görüp bıçak sırtında gezinen Refik’in ağabeyi tarafından zorla erkek kimliğine oturtulmaya çalışılmasını da aynı acıyla duyumsarız. Romanda Tuna ilk önce Handan’a doğru başkalaşır. Hayatın içinde tutunamayan, suskunluğunun ardına gizlenen, varlığını ortaya koyamayan Tuna’nın Handan olurken yaşadığı incinmelerle annesinin ölümünden sonra hesaplaşması, bedeninin varoluşu açısından köyüne dönüşünün sancıları ve içini acıtan anlardan kurtulmaya çalışması romanın önemli kavşaklarıdır. Öte yandan Handan’ın işlediği büyük bir suçla Nurten’e dönüşmesi karakter başkalaşımın öteki yönü. Romanın içinde onlarca karakterle, ucundan kıyısından birbirinin hayatına dokunan kişilerin uçurumun kenarında gezinmelerini soluksuz okurken yüreğinizde derin yarıklar açıldığını duyumsuyorsunuz.

Cem Kalender’in usta kalemi, iyi gözlem gücü, ayrıntılardan beslenen güçlü anlatımıyla büyük bir yazar. Mazarin Mavisi de okunmayı ve üzerinde uzun uzun konuşulmayı hak eden iyi bir roman. Acımasızlığın ortasında bir varoluş hikâyesi olan bu roman farklı uzamlarla yeni yollar açacaktır size.


Cem Kalender

Mazarin Mavisi

Roman, 292 sayfa

Doğan Kitap, 2020

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör