Ara
  • ONUR AKYIL

Bir hafıza kitabı: Geçti Bitti Meyhanesi


Bir kitapçıya girdiğinizde ya da ‘entelektüel’ çözümsüzlükler üretme becerisi yüksek ‘modern’ başka şeylerle karşılaştığınızda bir problem olarak hafızanın nasıl enteresan biçimde size sürekli ve yeniden satıldığını görürsünüz. Buna artık şaşamayanlar oldukça çok, fakat insandan kitleye uzanan koridorun her adımında manipüle edilmek kaçınılmaz bir şey. Peki, ne olabilir? Sıyrılmak mümkün mü? Elbette mümkün ama insan, kitleye uzanan koridora girmemeyi tercih eden ya da en azından becerebilen insan yapabilir bunu. İşte burada bir arayış isimleşiyor, hafıza, çıplak ve etkili bir ‘şey’ olarak isimleşen hafıza.

Bu bağlamda Seyhan Aslan Hanotte’in ilk kitabı (ilk öykü kitabı) Geçti Bitti Meyhanesi bir hafıza kitabı; ilk ve hafıza sözcüklerinin yan yana gelmesi ilginç olmalı düşünmeyi seven bir zihin açısından. Soru derin çünkü; ilk hafızanın neresindedir?

Şimdi burası daha da ilginç; hafıza nasıl indirgenebilir? Ancak indirgeme sözcüğü okuru yanıltmasın, indirgemem derinleşmeyi daha doğrusu kavrayışın genişlemesini sağlayan bir şey çoğu zaman; zapt etmek ya da sınırlamak değil. Gövde bilinci diye bir şey varsa, sanırım burada ortaya çıkıyor; çünkü gövde bilinci makro kozmosu mikro kozmosa sığdırmanın, yani bir alan içindeki sonsuzun, tümün, bütünün dolayasıyla açıklayıcı olduğu düşünülen her ne varsa onun aktifleşmesi demek.

Anne. Anne hafızadır. Kendi hafızası değil ama, ondan türeyenin, ondan çoğalanın, ondan olanın hafızası. Öyleyse insana dair tartışmasız bir kırılma yaratılmak istendiğinde anne hafızası deşilebilir; deşilebilir ve deşme işlemi son derece naif bir biçimde ortaya konabilir. Naif olmak ya da naif kalmak da dünya açısından, vahşi dünya açısından tek başınalığı imler; tıpkı anne gibi türetir, doğurur. Seyhan Aslan Hanotte’nin Geçti Bitti Meyhanesi, işte bu pratiğin somutlamış bir hali.

Aslında siz benim yazdıklarıma bakmayın, kitaba bakın. Çünkü ben bir okur olarak içinde kaybolduğum bir şeyi size aktarma esnasında pek de açık olmayan ifadeler kullanabilirim. Ancak öze olarak kitap, anlaşılır olanı size sunabilir. Çünkü eninde sonunda anımsanan bir ayrıntı hafızayı, hafıza da açık bırakılmış ya da bastırılmış bütün bir yaşamı öne çıkarır. Tıpkı Seyhan Aslan Hanotte’nin kitabındaki ilk öyküde olduğu gibi. Bu öykü merak edilmeli…

Kaldı ki hafıza iç ve dış aksiyonun çelişmeden bir arada sunulabileceği önemli bir başlık, bir yöntem. Bu da yazarın kitabında ikinci öykünün açımlanışı; olanın nasıl olduğunu bilmek, insanın heyecanını dindirmiyor. Bu öykü de merak edilmeli…

Örneğin Sinek isimli öyküde de başka bir soyutlama ila kurulmuş bu bağ bana kalırsa. İnsanın zaman mekan algısının dışında da süren ve sonlanan bir yaşam var; süren bu yaşam çoğu zaman insan yenilgisine insan sonuna, insan beklenmezliğine ortak bir hatta gelişiyor, hatta paralel mi denmeli; öyle ya da böyle yıkımın bir parçası insan, asla yıkımdan muaf değil.

Sonuç olarak diğer öyküler de düşünüldüğünde Seyhan Aslan Hanotte’nin kitabı üstüne konuşulmayı hak eden bir kitap; elbette bunun için öncelikle, okunması gerekiyor. Benim bu kısa yazıda bahsettiğim öyküler gibi / öyküler kadar çarpıcı olan diğer öyküler de benzer soru ve yaklaşımlar etrafında yaşam alanı buluyor. Basit sorulardan doğan basit olmayan sorular meselesinin tartışmasız örnekleriyle dolu bu anlamda kitap.

Öyle değil midir? Güzel bir öykü kitabı, tartışmaya açık bir kesinlik değil midir? Tartışmaya açık bir kesinlik. Çok az yazarın böyle bir lüksü var öyküde. Seyhan Aslan Hanotte onlardan biri.

Şöyle de söylenebilir at sinekleri terazilerden uzak durmalı, en azından adalet açısından ve elbette çocukluk kaybolursa kimse kalmaz.



Geçti Bitti Meyhanesi

Seyhan Aslan Hanotte

Alakarga Yayınları

Öykü,2021



Son Paylaşımlar

Hepsini Gör