Ara
  • ZEYNEP BİLGİN

Şiirsel adaleti arayan ‘Garip’


Şiirin tüm kalıplarını yıkarak kurdukları yepyeni bir akımla tanıdık onu. En çok şiirleriyle bildik ve tabii Orhan Veli’yle, Oktay Rifat’la… Ama Melih Cevdet Anday bunların ötesindeydi. Yalnız şiirleriyle değil, romanlarıyla, denemeleriyle, çevirileriyle ve o unutulmaz oyunlarıyla edebiyat dünyamıza çok şey kattı. Hakkında pek çok şey yazılabilir Anday’ın ama biz onun Everest Yayınları tarafından yayımlanmış Toplu Oyunları 1 – Ölümsüzler kitabı üzerinden oyun yazarlığını ve kitapta yer alan oyunlarını incelemeye çalışacağız.


Kitapta, 6 oyun metni yer alıyor; Yarın Başka Koruda, Dikkat Köpek Var, Ölüler Konuşmak İsterler, Müfettişler, Mikado’nun Çöpleri, Ölümsüzler ya da Bir Cinayetin Söylencesi. Oyunların her birinin üzerinde duracağız ama Melih Cevdet Anday’ın oyunlarını genel anlamda (kitabın arka kapağında da belirtildiği gibi) bir “şiirsel adalet” arayışı olarak niteleyebiliriz. Peki, nedir bu “şiirsel adalet”? Klasik tanımına göre; “bir tiyatro oyununda iyi karakterlerin ödüllendirilmesi ve kötü karakterlerin cezalandırılması” anlamına gelen şiirsel adalet kavramı Anday’ın oyunlarında daha farklı biçimlerde görünür. Antik ve klasik oyunlarda gördüğümüz gibi iyiler için ayrı bir son, kötüler için ayrı bir son yer almaz Anday’ın oyunlarında. Anday, oyun kişilerini “kötü” olmaya iten nedenleri arar, bulduğunda oyun kişilerini bu nedenler ile yüzleştirir ve onları bir arınma süreci sonunda “kötü” olanın baskısından kurtarır. Böylece, o döneme dek rastlanmayan bir kodlama ile şiirsel adaleti sağlar. Bu da onu tiyatro yazınında özgün bir yere taşır.


Melih Cevdet Anday’ın oyunlarının hiçbirinde dış çatışmalara bağlı yoğun olaylar dizisi yoktur, yaratılan dramatik durumla oyun kişilerinin içsel dünyası anlatılır. Oyunlarda çatışmayı ve devinimi sağlayan tek öğe diyaloglardır. Her düşünceyi ve durumu, diyalektik anlayışa uygun olarak, karşıtıyla birlikte veren Anday’ın oyun kişilerini her zaman gergin durumlar ve mekanlar içinde görürüz. Oyunlarda arınma süreçleri ele alınan karakterler, oyunların sonunda kendilerini tanımaya başlarlar ve bu sayede yazarın “daha iyi bir dünya” anlayışına hizmet ederler.


Kitapta ilk sırada yer alan Yarın Başka Koruda oyunu iki perdeden oluşuyor ve on üç yıl önce kaldıkları pansiyonda tekrar birkaç gün geçirmeye karar veren Kadın ve Erkek’in pansiyona girmeleri ile başlıyor. Bu oyun Anday’ın karakterlerine klasik anlamda bir şiirsel adalet ödülü sunmadığı oyunlarındandır. Oyundaki; Kadın, Erkek, Evsahibi Kadın, Yaşlı Adam, Madam Rosa, Kız, Öğrenci ve Orman Bekçisi karakterleri, var olabilmek için iletişim kurmaktan başka şansları olmadıklarını bilirler. Ancak iletişim kurmak yerine kendilerini anlatma telaşına düştükleri için bu çabalarını bir türlü sonuçlandıramazlar.


Dikkat Köpek Var oyunu; Delikanlı, Kız, Adam, Kadın ve Doktor karakterleri arasında geçen tek perdelik bir oyun. Delikanlı’nın ilk görüşte âşık olduğu Kız ile evlenmek istemesiyle oyun başlar. Ancak bahçe kapısında asılı olan “Dikkat Köpek Var” levhası yüzünden Delikanlı, Kız’ın evinin bahçesinden içeri giremez. Delikanı’nın amacına ulaşıp Kız’la evlenebilmesi sadece aklını kullanarak eyleme geçmesiyle mümkün olacaktır. Anday’ın bu oyununda şiirsel adalet Delikanlı karakteri için bu yolla sağlanır.


Yine tek perdelik olan Ölüler Konuşmak İsterler oyunu, bir vapurda, Kız, Etyemez, Cenaze Memuru, Şişman Kadın, Kocası, Posbıyık, Yaşlı Adam ve Rozetli Genç arasında geçmektedir. Bu oyun, Anday’a özgü şiirsel adalet çerçevesinden bakıldığında karamsar bir oyundur. Oyunda kişiler arasındaki iletişimin tamamen koptuğu ve karakterlerin tek derdinin kendi sorunlarını ve isteklerini anlatmak olduğunu görürüz. Batmakta olan bir vapurda kendilerini ve birbirlerini kurtarmaya çalışmak yerine sadece söylemek istediklerini duyurmaya uğraşırlar. Oyun, 40 küsur yıl önce yazılmış olmasına karşın, günümüzde çok daha fazla öne çıkan bireyciliğe derin bir eleştiridir bir bakıma…


Müfettişler oyunu da Anday’ın tek perdelik oyunlarındandır ve oyun kişileri Kadın, Adam, Müşteri ve Tellal olarak karşımıza çıkar. Müfettişler’de Kadın ve Adam oyun boyunca evlerini satıp deniz kenarında başka bir ev alarak yeni bir hayata başlayacaklarının hayalini kurarlar ancak bunun için bir çaba göstermezler. Anday’ın bu oyununda da sorgulama sorgulanma temasına rastlanır. Dışarıdan gelen iki kişi, çifti hayallerine kavuşturabilecek müşteriler gibi görünürken, aslında çifti göz hapsine alarak bu eski eve tutsak eden kişilerdir. Kadın ve Adam karakterleri, değişmeye ve değiştirmeye çalışmayı tercih etmeyerek evlerinde saklanmayı sürdürürler. Oyunda Adam ve Kadın’ın şiirsel adalet için savaşmaya gerek duymadıkları vurgulanmaktadır.


Melih Cevdet Anday’ın en bilinen ve en çok sahnelenen oyunlarından biri olan Mikado’nun Çöpleri de bu kitapta yer alıyor. İki perdelik bu oyunda, karakterler Kadın ve Erkek’ten oluşuyor. Anday, bu oyununda da karakterlere belli bir ad vermemeyi seçerek kişileri zamandan ve mekandan bağımsız kılmıştır. Oyunda; Erkek, soğuk bir gecede sokakta rastladığı Kadın ve bebeğini evine alır. Erkek ve Kadın gece boyunca hem birbirlerine kendi hikâyelerini anlatırlar, hem de oyun içerisinde oyun kurgusu geliştirerek hikâyelerini izleyiciye ve okuyucuya aktarırlar. Kadın ve Erkek sürdürdükleri bu kimlik değişimi oyununda hikâye anlatma sıralarını belirlemek için Mikado’nun Çöpleri adlı oyunu oynarlar. Her iki karakter de oyunun sonunda arınma süreçlerini tamamlar ve Anday’ın “daha insanca bir dünya” görüşüne hizmet edecek biçimde sonlanır Mikado’nun Çöpleri.


Ölümsüzler ya da Bir Cinayetin Söylencesi’nde ise Calphurnia, Garson, Jül Sezar, Orta Masadaki Adam(Doktor), Meyhaneci, I. Genç Adam, I. Genç Kız, II. Genç Kız, Akerdeoncu, Clochard, Polis, Başhekim, Başyardımcı, Polis, Brutus, Delikanlı, Rehber ve Bir Japon oyun kişileridir ve oyun altı tablodan oluşur. Birinci tablo Paris’te bir kahvede, ikinci tablo Paris’te bir otel odasında, üçüncü tablo Paris’te bir meyhanede, dördüncü tablo Paris’te bir parkta, beşinci tablo Paris’te bir akıl hastanesinde ve altıncı tablo Roma’da Forum alanında geçmektedir. Ölümsüzler ya da Bir Cinayetin Söylencesi oyunu Anday’ın tarihi ve tarihin gerçekliğini sorgulamaya yönelik bir oyunu olmasının yanı sıra, şiirsel adalet ödülünün tarihsel gerçeklerle sorgulandığında, bir ödülden çok cezaya dönüşebileceğini gösterir.


Melih Cevdet Anday tiyatroda şiirsel adaleti kendi yöntemleriyle sağlamayı ve izleyiciyi ya da okuyucuyu bu konu üzerinde düşünmeye yöneltmeyi büyük bir ustalıkla başarmıştır. Gerçek yaşamda aradığı adaleti ise “Çare Yok” şiirinde görebileceğimizi düşünüyoruz: “Anladık ölüme çare yok / Kazaya belaya çare yok / Saç dökülmesine / Yüz buruşukluğuna çare yok / Anladık çare yok / İşsizliğe de mi yok / Açlığa da mı yok / Anlamadık gitti / Çare yok.”




Toplu Oyunlar 1 - Ölümsüzler

Melih Cevdet Anday

Everest Yayınları

2014

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör