Ara
  • YEŞİM GÜNAY

Tulliana, Anadolu Parsına Şiirler


2021 Kasım, İsmail Orhan Sönmez’in “Tulliana” Anadolu Parsına Şiirler yapıtı Ötüken Neşriyat tarafından okurla buluşur. Eser, senenin son ayında, XIII. İstanbul Uluslararası Şiirler özel ödülünü yazarına kazandırır. Benim eserle tanışmam ve yazarı takibe almam da bu şekilde başlar.

Anadolu Parsına Şiirler ülke edebiyatımız için büyük bir kazanımdır. Eser, Cicero’nun panter Avına ilişkin mektubundan bir alıntı, Dede Korkut, Karacaoğlan, Ömer Bedrettin Uşaklı, Robert Desnos, Rainer Maria Rilke şiirleriyle başlayıp, kayboluşu, yok edilen bir canlı türü üzerinden şiirleriyle anlatan İ.O. Sönmez, kapanışta Celalettin Tutkun’dan bir öykü ve Edward Abbey kaleminden kısa bir metin okura sunar. Bütünde okura ulaşan bir destandır.

Kitabın beşinci sayfasındaki kısa otobiyografide yazarı tanıtan satırları okuruz. İ.O. Sönmez kendini bildiğinden beri doğa bilimine düşkündür. Aynen, “Ben bildiğim şeyi yazarım. Doğa, benim dünyam,” diyen, yazdığı “Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur,” romanını, 1974’te Beypazarı’nda vurulan Anadolu Parsı’na adayan Faruk Duman gibi…

Bir insanın beyefendi sıfatını alana kadar geçirdiği evreleri, göndermeler üzerinden satır satır okudum İ.O. Sönmez’in şiirlerinde. İnsanın sömürmesini, katletmesini, yakıp yıkmasını. Her okuduğum şiirden sonra soyumun bunları neden yaptığını, kendi kendime sordum. İnsanların cevapları her soruda farklıydı. Fakat amaçları aynı şeye hizmet ediyordu. Yaşamak! Peki, başlangıçtan bu yana yaşam nasıl gelişmiş? Sönmez onu da şiirlerinin arasına yerleştirdiği hikayelerle anlatmış. İlk göz korkmuş. Eller o korkuyu yok etmiş. Derken büyülenmiş bir göz. Ardından büyülü gözler artmış ve güzellik kıymet kazanmış. Para! Durur mu insan, büyülü güzelliği ele geçirmek için savaşmış. İçlerinden çıkan birisi o kadar güçlüymüş ki Anadolu’da nam salmış. Toplum, ona kimlik vermiş. “Mantolu Hasan,” demişler… Ve bu bilgi günümüze kadar gelmiş.

Biliyoruz ki, insan kısıtlı bir zaman diliminde yaşasa da geçmişe ait bilgileri toplar. Bazılarıysa geleceğe ait fikirleri üretecek kadar da cesurdur. Hatta kendi yaşam hikayelerini de öğrendiklerine katmaktan çekinmez. Çünkü insanın duyusal seçimleri baskındır. Sonuçta o şeye ait kendi korkusunu yapılandırır ve bunu o zamanın toplumuna addetmekte bir sakınca görmez. İnsanı hayvanlardan ayıran şey, hayal gücünün, kendi duyusal seçimlerini de yönlendirmesidir. Bu yönlenme, zaman ve mekâna bağlı kalmaksızın hayal kurabilmek, çoklu düşünebilmekle gelişir. Bu özellik hayvanlarda yoktur. Ancak masalsı bir anlatımla bir hayvana bu vasıf yüklenebilir.

İnsanın kendi içinde ilkel ve karmaşık kalmasına da sebep olan şey, hayal gücünü çok yönlü kullanabilmesindendir. İnsan bugün de bir kartal gibi uçamazken, özel bir uçakla uzay kabul edilen yüz kilometre yüksekliğe çıkıp, dünyaya, kalkış noktasına çok kısa bir sürede inebilmektedir. Bu bir başarıdır. Hedefi koyan, hayal gücünün sınırlarını zorlayan da insanın kendisidir. Fakat kendisini robot zannetmesini sağlayan makinalara bağımlı yaşaması en büyük zaafıdır. Ve kendisini yüksek binaların dört duvarının arasına hapseder. Kazanan insanken, yiten de insandır. Korkularıdır buna sebep. Alt beyin ilkel dürtülerle üst beyini ele geçirmiş ve zaafları başlamıştır. Sonuçta insan doğadan uzaklaşır, teknolojinin imkanlarıyla seyrettiği doğada kendini konumlandırır. İsmail Orhan Sönmez yapıtında bu kaybı okuruna ustalıkla vermiş. Düşle gerçeğin iç içe geçtiği doğayla yaşamın zorluklarının, mistik hikayelerin anlatıldığı edebi eserlere eşdeğer bir yapıt Anadolu Parsına Şiirler.

İnsanda tükenen tüm değerleri pars üzerinden anlatan, İ.O. Sönmez’in edebiyata yakışır şiir anlatı kitabına merak duymakta gecikmeyin. Şiirlerin yaşamsal gerçekleri sorgulama şeklinden ilham alacağınızı, farklı yolları denemek isteyen yenilikçi kalemlerin aralanan kapıdan kendi üsluplarıyla ilerleyeceğini görmemek ne mümkün...

Bu arada Pars’a ait önemli bir bilgi vermek isterim. Bereketin sembolü, aynı zamanda çocukların koruyucusu kabul edilen “Beyaz Pars” figürü sadece Tataristan Cumhuriyeti’nin arması için değil, Türk dünyasının da önemli bir figürüymüş. Ve Kazan şehrinin dört köşesi, meydanları, “Beyaz Pars” figürüyle donatılmış. Bu bilgiyi öğrendiğim gün, 21 Aralık 2021 tarihinde Rusya Federasyonu’nda imzalanan Bölgesel Yönetim Kanunu kapsamında, Tataristan Cumhuriyeti’nin resmen ortadan kaldırılmış olduğunu da okudum. Değişimin siyasi boyutundan sıyrılıp, şehrin meydanlarını süsleyen “Beyaz Pars” figürünün geleceğini düşünmeden edemedim…

Düşündüğün ve düşünmemizi sağladığın değerler için teşekkürler, İsmail Orhan Sönmez. Kalemine sağlık…


Tulliana - Anadolu Parsına Şiirler

İsmail Orhan Sönmez

Ötüken Neşriyat

283 sayfa, 2021

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör